23 Eki 2013

Çamaşırlarımız



17'nci asirda Istanbul'u ziyaret eden ve uzunca bir sure kalan Fransiz bir gezginin not ettigi hatiralarindan:

''Gunlerce Istanbul'da kaldim..sokaklarini dolastim,mahallelerini gezdim..cocuklarin oynadigi yaslilarin oturdugu mekanlarda vakit gecirdim..
Gunlerce Istanbul'da kaldim..
Sanirim Istanbul kadinlari hic camasirlarini yikamiyor..zira hic evlerin ve bahcelerin hic bir yerinde gunlerce kalmama sabah ogle ve aksam disariya cikip dolasmama ragmen hic bir zaman kurumaya birakilmis kadin camasirina rastlamadim..''


Sehvetin ulu orta dolasmadigi,bu denli cazip olmadigi iffetin doruk noktalarda oldugu kadinlarin kadin olmaktan cok kisilik sahsiyet anne olarak buyutuldugu yetistirildigi ve bu kadinlarindan buyuk sahsiyetler unutulmaz kahramanlarin dogdugu zamanlar..

Elbet camasirlarin ulu ortada asili olmasi gunumuzde cok fazla bir sey ifade etmiyor bizim icin..
Lakin soyle bir balkonumuza cikip veya penceremizden baktigmizda camasiri asilmis evlerin icindekini nasil da gozlerimizin onune seriyor..

Camasirlardan anlar insan..
O evin ekonomik durumunu,evde yasayan kisi sayisini,erkek veya disi oluslarini..nerelere gittigini,kiyafetlerin nerelerde giyilmek uzere alindiklarini..

Yaslisi var mi bebekleri yeni dogmus mu..hamilesi calisani,emeklisi sporcusu herseyi anlatir camasirlarimiz..
Biz de saniriz ki camasirdir ucusan,saniriz ki kuruyan sadece bez parcalaridir..oysa ki o ipe neleri dizmisiz farkinda olmadan..farkinda olmadan neleri sergilemisiz.. 

Asili camasirlar degildi iplerde sallanan..asili duran biziz oralarda,camasirlarimiz degil iffetimiz edebimiz hayamizdir havalanan..

2 yorum: